Türkiye’nin Rüzgar Vizyonu TÜREK 2026’da Şekillenecek

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği tarafından düzenlenen Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK), 12-13 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara Sheraton Hotel ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. 15. yılında düzenlenecek kongre, Türkiye’nin COP31 süreci öncesinde sektörün ulusal ve uluslararası gündemini şekillendirmeyi hedefliyor.

TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden, kongre öncesinde gazetecilerle bir araya gelerek rüzgar enerjisinin geldiği noktaya dikkat çekti. Erden, “Rüzgar artık bir alternatif değil, enerji güvenliğinin temel unsurlarından biri.” dedi.

Toplantıya TÜREB Başkanı Erden ile birlikte başkan yardımcıları Arif Günyar, Ebru Arıcı, Samet Güldoğan ve Çağrı Güven ile COP31 Hazırlık Komitesi Sorumlusu Osman Çotuker katıldı.

Türkiye’nin 2035 yılı için belirlenen 120 GW kurulu güç hedefinin yukarı yönlü revizyonunun gündemde olduğunu belirten Erden, sektör olarak yıllık yaklaşık 7 GW seviyesinde rüzgar yatırımı gerçekleştirmeye hazır olduklarını ifade etti.

Türkiye’nin deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisi alanında önemli bir hazırlık süreci yürüttüğünü vurgulayan Erden, teknik çalışmaların yanı sıra finansman, ihale mekanizmaları ve saha seçimlerine yönelik kapsamlı bir yol haritası oluşturulduğunu söyledi.

Hatay’dan Karadeniz’e, oradan Trakya’ya uzanan hatta toplam 19 bölgenin analiz edildiğini belirten Erden, saha seçiminde çevresel ve stratejik kriterlerin öncelikli olduğunu ifade etti.

Deniz derinliğinin proje geliştirme açısından kritik olduğuna dikkat çeken Erden, Türkiye’de denizlerin hızlı derinleşmesi nedeniyle Marmara Denizi ve Ege Denizi kıyılarının daha avantajlı olduğunu söyledi.

Kuzey Ege’den İzmir’e uzanan hat ile Marmara kıyılarında yaklaşık 5 bin MW’lık potansiyel için ön saha belirleme çalışmalarının tamamlandığını ve kurum görüşlerinin alınmaya başlandığını kaydetti.

Offshore projelerin uzun vadeli yatırımlar olduğuna dikkat çeken Erden, ihale sonrası ilk türbinlerin sahaya ulaşmasının 4-5 yılı bulduğunu ifade etti. Bu kapsamda ilk ihalenin 2027 yılı başında yapılmasının öngörüldüğünü açıkladı.

2030-2035 döneminde yıllık 1 GW offshore kurulum hedeflenirken, toplam 5 bin MW kapasite için yaklaşık 15 milyar dolarlık yatırım gerekeceği belirtildi.

Erden, offshore yatırımların maliyetinin karasal projelere göre 2,5-3 kat daha yüksek olduğunu ancak üretim verimliliğinin yüzde 30 ila 50 daha fazla olduğunu söyledi. Projelerde ilk aşamada yerli katkı oranının yüzde 30-35 seviyesinde olması bekleniyor.

Projelerin finansmanında en kritik unsurun saha hazırlıkları olduğunu vurgulayan Erden, ÇED süreçleri, zemin etütleri ve rüzgar ölçümlerinin yatırımcı güveni açısından belirleyici olduğunu ifade etti.

TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, 2026 itibarıyla ikincil düzenlemelerin tamamlanmasıyla birlikte yatırımların hız kazanacağını belirtti. Arıcı, özellikle depolama projelerinde önemli bir potansiyel bulunduğunu ifade ederek “süper izin” sürecinin sektöre ivme kazandıracağını söyledi.

TÜREB Başkan Yardımcısı Arif Günyar, Türkiye’nin rüzgar enerjisinde güçlü bir üretim ve tedarik merkezi haline geldiğini ifade etti.

Sanayiden Sorumlu Başkan Yardımcısı Samet Güldoğan ise enerji dönüşümünde iletim altyapısının kritik rolüne dikkat çekerek şebekenin “omurga” işlevi gördüğünü vurguladı.

TÜREB Saymanı Çağrı Güven, Türkiye’nin 120 GW kurulu güç hedefi doğrultusunda yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı bulunduğunu açıkladı. Önümüzdeki 10 yıllık dönemde yaklaşık 60 milyar dolarlık finansman gereksinimi oluşacağı ve bunun yıllık ortalama 6 milyar dolara karşılık geldiği ifade edildi.

TÜREK 2026’da geniş katılım bekleniyor

Kongrede enerji güvenliği, depolama, hibrit sistemler, finansman ve dijitalleşme gibi başlıklar ele alınacak. Offshore rüzgar enerjisi bu yılın öne çıkan gündem maddeleri arasında yer alacak.

Uluslararası katılımın yüksek olması beklenen etkinlikte, yatırımcılar, sanayiciler ve küresel paydaşlar bir araya gelerek Türkiye’nin rüzgar enerjisi potansiyelini ve iş birliği fırsatlarını değerlendirecek. Ayrıca ilk kez düzenlenecek “büyükelçiler oturumu” ile uluslararası perspektifin güçlendirilmesi hedefleniyor.