Enerji Haberleri | Enerji Piyasası | Enerji Sektörü | Enerji Gündemi | Enerji Çalışanları | Elektrik Piyasası - Ukrayna Boğazlardan LNG Geçirmek İstiyor
Rusya'nın Doğalgaz Başkenti
Türkiye Geneli Elektrik Kesintileri
Elektrik Faturanızın Doğruluğunu Kontrol Edin

Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Ukrayna Boğazlardan LNG Geçirmek İstiyor

Ukrayna Boğazlardan LNG Geçirmek İstiyor
Moskova-Ankara arasında doğalgaz savaşı mı var?
06.02.2013 / 23:45


Ukrayna, Türkiye’den sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) yüklü tankerlerin Boğazlardan geçişine izin vermesini istiyor. İddialara göre, Türkiye Ukrayna’ya gereken izni vermezken, asıl meselenin “Suriye” olduğu kaydediliyor. Yapılan yorumlarda Ankara’nın bu tavrının, Rusya’yı “tehdit” ettiği ifade ediliyor.



Yurt gazetesinin Rus haber ajansı Interfax’a dayandırdığı habere göre, ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji İşleri Özel Temsilcisi Carlos Pascual ile görüşen Ukrayna Başbakanı Nikolay Azarov, LNG yüklü tankerlerin Boğazlardan geçebilmesi konusunda Türkiye ile müzakerelere devam ettiklerini söyledi.



Azarov, “Sıvılaştırılmış gaz alımı için terminal inşa etme sürecimizde sorunlar var. Bu sorunlar Türkiye’nin Boğazlar üzerinden LNG yüklü tankerlerin geçmesine izin vermeye pek istekli davranmamasından kaynaklanıyor” dedi. Ukrayna Başbakanı bu nedenle şu an için ülkeye gaz tedarikinin dönüştürme terminalleri üzerinden sağlanmaya çalışıldığını kaydetti.



Ukrayna alternatif arıyor

Kiev’in uzun zamandır, doğalgazda Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmak için alternatif arayışlar içinde olduğu ifade ediliyor. Ukrayna, hem kendi rezervlerinde bulunan “kaya gazı”nın çıkarılması ve işlenmesi için girişimlerde bulunuyor hem de, Rusya dışındaki ülkelerden sıvılaştırılmış gaz (LNG) ithal etmek istiyor.



27- 28 Ocak’ta Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda, Rusya ve Ukrayna arasında sıvılaştırılmış gaz anlaşması imzalanmıştı. Ancak Ukrayna basını, anlaşmanın Türkiye yüzünden imzalanmadığını öne sürmüştü. Ukrayna’daki Zerkalo Nedeli gazetesi, sözleşmenin imzalanmamasını Azerbaycan ile Türkiye arasında bu konuda çözülmemiş bir takım sorunların bulunmasına bağlamıştı.



Bu arada, Rusya ve Ukrayna arasında kriz yaratan başlıklardan biri olan “gaz fiyatı”nda orta yolun bulunduğu bildirildi. Rusya’nın Ukrayna Büyükelçisi Mihail Zurabov, Moskova ve Kiev yönetimlerinin, Ukrayna’nın Gümrük Birliğine girmeden gaz fiyatlarının düşürülmesi için uzlaşma yolu bulduklarını açıkladı, ancak detaylar hakkında bilgi vermedi. Doğalgaz fiyatı iki ülke arasındaki gerilim yaratan en önemli başlıklardan biri sayılıyor. Rusya’dan sürekli indirim talep eden Ukrayna, taleplerine olumlu yanıt alamadığı için alternatif yollar arıyor.



Ankara-Moskova ilişkileri belirleyici mi?

Geçtiğimiz yılın Mayıs ayında Ukrayna ve Katar’ın Boğazlar üzerinden sıvılaştırılmış gazın Katar’dan ithal edilmesi için müzakereler yürüttüğü basına yansımıştı. O dönemde de Türkiye’nin Ukrayna’nın talebi karşısında istekli olmadığı iddia edilmişti.



Peki, Türkiye Ukrayna’nın talebine neden olumlu yanıt vermiyor? Türkiye, Suriye krizinde görüş ayrılığına düştüğü Rusya’yı karşısına almamak için mi, Kiev’in isteğini bekletiyor?



Konuyu Rusyanın Sesi Radyosu'na yorumlayan Cumhuriyet Halk Partisi Enerji Komisyonu Başkanı Necdet Pamir’e göre, bu soruların yanıtı, Türkiye’nin Suriye politikasında gizli.



“Ankara'nın tavrı Rusya'nın geleneksel pazarını tehdit ediyor"

Türkiye’nin Katar’la birlikte, Suriye’de rejimi değiştirmeye” çalıştığını söyleyen Pamir, “Ankara’nın bu tavrı, Rusya’yı tehdit ediyor” yorumunu yaptı.



Bilkent Üniversitesi akademisyenlerinden ve aynı zamanda Avrasya Ekonomi Zirvesi Enerji Komitesi Başkanı olan Pamir, bölgedeki politikaların enerji güvenliğiyle ilgili olduğunu belirterek, “Türkiye’nin Suriye’ye yönelik politikalarının Katar gazının Suriye üzerinden Akdeniz’e, Akdeniz üzerinden de Avrupa pazarlarına gitmesini hedeflediğini” söyledi. Pamir’e göre, bu yaklaşım, Rusya’nın geleneksel pazarı olan Avrupa pazarına, Katar’ın göz diktiğini gösteriyor.



Pamir’in yorumu şöyle:



“Hukuki dayanak yok”




Öncelikle meseleleri doğru temelde tartışmakta yarar var. İster LNG yüklü olsun ister petrol yüklü tanker olsun, boğazlardaki seyrüsefer güvenliği açısından sakıncalı olsa bile bunlar belli kurallara tabidir. Burada önemli olan, bu tankerlerin, çevrede oturan insanlara, denize, boğazlara kalıcı zarar vermemesidir. Bunun belli kuralları vardır. Kılavuz gemi alınmasından tutun tankerlerin belli saatlerde geçmesine bunların geçtiği saatlerde trafiğin durması, bu tür kuralların bilinenleridir.



Bunun dışında Montrö’ye göre kıyıdaş ülkelerin böyle bir engellemeyle karşılaşmaları söz konusu değildir. Nitekim Ukrayna’nın ticari gemileri buradan serbestçe geçer.



Tankerler, LNG yüklü de olsa, petrol yüklü de olsa, hatta son dönemde çokça konuşulduğu üzere, Rusya’yla yapılan Akkuyu nükleer anlaşmasıyla nükleer yakıt ve atıkların geçişi de söz konusu olsa, bu belli kurallara tabi olarak gerçekleştirilir. Tabi, bunun çevre güvenliği açısından ciddi sakıncalar taşıdığını biliyoruz. Ancak her türlü sakıncaya rağmen kurallara uyulur ve sevkiyatlar gerçekleşir; bunun dışında bir yaptırım söz konusu olamaz.



Eğer birileri Türkiye’nin Moskova’nın çıkarlarını korumak için Ukrayna’ya izin vermediğini söylüyorsa, bu dayanaksız bir görüştür. Ankara’nın Moskova’yla birlikte, Ukrayna’yı engellemeye çalışması, Katar’dan LNG almasının önünü kesmesi, hukuki dayanaktan da yoksundur. Türkiye böyle bir uygulamaya imza atamaz.




Katar gazını Akdeniz üzerinden Avrupa'ya taşıma projesi




Türkiye, Rusya’yla ilişkileri bozmamak için Ukrayna’nın önünü kesmez. Somut gerçeklere baktığımız zaman, bugün Türkiye Katar’la birlikte Suriye’de rejimin değişmesi için birlikte hareket ediyor. Uluslararası hukuka uygun davranmadığı için Türkiye eleştirilerin hedefinde şu anda. Rusya’nın da bu durumdan çok rahatsız olduğunu biliyoruz.



Türkiye’nin Katar’la birlikte rejimi değiştirme çabalarının perde arkasında birçok şey olabilir... Fakat bir gerçeklik var; Türkiye’nin Katar’la birlikte Suriye’ye yönelik politikası tam da Rusya’yı tehdit edecek bir boyuttadır. Patriotların yerleştirilmesinin ardından bu rahatsızlık daha da artmıştır. Başta Lavrov olmak üzere Rusya’daki çok çeşitli yetkililerin açıklamalarında da görebilirsiniz bunu. Burada, şu noktaya dikkat çekmek isterim, meselenin enerji boyutu gözden kaçırılıyor. Türkiye’nin Suriye’ye yönelik politikaları Katar’la birlikte tam da Katar gazının Suriye üzerinden Akdeniz’e, Akdeniz üzerinden de Avrupa pazarlarına gitmesini hedefliyor. Yani, Türkiye’nin tutumu, Rusya’nın klasik, alışılmış asıl pazarını tehdit ediyor. Dolayısıyla, Türkiye’nin Rusya’yla birlikte Ukrayna’yı engellediği iddiaları temelsizdir, buradan analiz yapmak da çelişkilidir.



Dolayısıyla, Türkiye’nin Ukrayna’ya boğazlardan geçiş izni vermemesinin nedenini güvenlikte aramak daha doğrudur. Boğazların tehdit altında olmasına yönelik belli yaptırımlar demeyeyim usullerdir, yöntemlerdir. Bu uygulanıyordur, onun dışında bir şey olamaz, olmaması gerekir.




Kanal İstanbul çözüm mü?

Başbakan Erdoğan geçtiğimiz hafta katıldığı bir televizyon programında, çokça tartışılan Kanal İstanbul projesi için takvim vermişti. Başbakan, Kanal İstanbul projesinin de bu yıl içinde ihalesini yapma hazırlığı içinde olduklarını kaydetmişti. Bittiğinde Boğaz'ın rahatlayacağını ve tenezzüh yeri gibi olacağını kaydeden Erdoğan, ''Burası Montrö Anlaşması yapıldığında zaten tankerler geçmiyordu. Kuru yük gemileri geçiyordu. Şimdi 150 bin tonluk tankerler geçiyor. Allah göstermesin en ufak kilitlenmede, başımıza iş açarız. Bunların yaşanmaması lazım'' ifadelerini kullanmıştı.



"Dengeler hassas, Yeni bir Montrö kolay değil"

Rusya'nın Sesi Radyosu'na konuşan Enerji uzmanı Necdet Pamir, planda hem çevresel hem de hukuki sorunlar olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:




Kanal İstanbul” projesi ya da kendi deyimleriyle “çılgın proje” diye hani kamuoyuna sundukları projenin bir dolu sakıncası var. Doğaya bu tarz müdahalelerin, boğazlardaki akıntı, Karadeniz’in güvenliği açısından hiç öngöremedikleri, hesap edemedikleri sonuçları olur. Bir haritanın üzerine, sağdan sola çizgi çizmekle proje yapılmaz. Ayrıca hukuki olarak bir dizi değişiklik gerektiriyor bu proje. Montrö’nün hayata geçmesi ne kadar uzun almıştır. Bugün birçok ülke başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere aslında bu hassas dengeyi kendi lehine kırabilmek için Türkiye’yi çok ciddi olarak zorluyor. Yepyeni bir, yani kanal açarak bir rejim oluşturmaya kalktığınızda, yani bir su rejimi ve bunun üstüne oturması gereken hukuki rejim hazırladığınızda, bu beraberinde çok daha büyük sorunları getirir. Diplomasi alanında çok da başarılı olmadığımız özellikle şu dönemde Türkiye için bir de o yönden sakıncalarla karşı karşıya gelir. Bu projenin olabileceğini düşünmüyorum, olması için çaba harcanmasının da Türkiye’ye yarar sağlamayacağı kanısındayım.



Bu haber toplam 2690 defa okundu


YAZARLAR